|
Diğerlerinden sadece
biriydi ağlayan…
Onu ilk tanıdığımda daha 17 yaşındaydı.
Film artistlerini kıskandıracak kadar güzeldi Arzu. Bana anlattıklarını
dinlerken, yumruklarım sıkılmıştı istemim dışında. İçini çeke
çeke ağlıyordu Arzu. Çaresizdi. Ağabeyinden, uzun zamandır
cinsel taciz görüyordu. Ve ne kötü ki bu durumdan annesinin
de haberi vardı. Ancak, durumun vahimliğinin farkında bile
değildi bu anne.
Sosyal yapısı bozuk bir aileydi. İki ağabeyi
vardı. Diğeri o zamanlar hapisteydi. Yakında tahliye olacağı
korkusu, Arzu'ya dehşet veriyordu. Onun da kendisini taciz
edeceği endişesini yaşıyordu çünkü.
Anne ve babası olduğu için kız yetiştirme
yurduna giremiyordu. Yaşı 18 altı olduğu için, kadın sığınma
evi ne de gidip, sığınamıyordu.
Çareyi annesiyle konuşmakta buldum. Bir
çözüm bulmak yada aileyi ürkütmek için annesine gittim. Arzu'nun
yaşadıklarını bildiğimi ve aileyi şikayet edeceğimi söyledim.
Ve devam ettim. "Şikayetim üzerine devlet, kızınızı elinizden
alır. Ve bir daha size göstermez." dedim. Hayalimde ki
sosyal devleti anlatıyordum tabii. Kadın inanmıştı bana. "Nasıl
kanıtlayacaksınız ki peki? Dedi. Haklıydı. Yasalara göre,
genç kızın bunu kanıtlaması gerekiyordu. "Ben tanığım"
dedim. Hala kadını kandırmaya çalışıyordum çünkü.
Konuşmam yararlı olmuştu. Kız evden kaçacak,
annesi de bu kaçış da ona yardım edecekti.
Arzu, evden kaçtı. O sıra da çocuğuna bakıcı
arayan ve yalnız yaşayan bir kadın arkadaşımızın evine sığınmıştı.
Arzu'nun yüzü gülmeye başladı. Artık, geceler boyu kabuslar
göremeden huzurlu uyuyordu. Arkadaşım onu, takı kursuna gönderdi.
Bir süre sonra arzu, artık para da kazanmaya başlamıştı. Ama
asla ailesine dönmek istemiyordu.
Arzu, bizi bulmamış olsaydı, derdini anlatmamış
olsaydı, belki de gerçekten evden kaçacak ve kurtlar sofrasına
düşecekti. Yada usanacak, canına kıyacaktı.
Arzu, diğerlerinden sadece biriydi…
|