Üyelik Formu  |  Destek Verenler  |  Basın Odası  |  Güneş 1'den Görüntüler  |  Ziyaretçi Defteri
 
Şimdi ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok…
Mine yaklaşık 13 yaşlarımdayken babamı kaybettim.
Ablamla beraber Ankara da yaşayan amcamın yanına gittik.
Yengem bize bakmak istemeyince amcam para karşılığında bize bakacak aileler buldu.
Hiç birini daha önce tanımıyorduk. Neredeyse hepsinin de sorunları vardı.

Yaklaşık olarak 9 ay içerisinde 8 aile değiştirdik. Hiçbirinin yanından ayrılmamızın öyle önemli bir sebebi yoktu. Ablamla ben babamın askerlik arkadaşını arayıp bizi İstanbul a almasını söyledik.

İstanbul da başka bir ailenin yanında kaldık. Iraklılardı ve çocukları olmuyordu. Aralarında çıkan bir tartışma sonucu ayrıldılar. Bizde babamın askerlik arkadaşının yanında kalmaya başladık. O ve celal ağabey (annemin avukatı) bizi Bahçelievler deki kız yetiştirme yurduna yerleştirdiler. Orada sürekli sorunlarım oldu. Hepsini sebebi belliydi. Artık belli bir ortam istemem. Kızlar arasında sürekli tartışma oluyordu. Böle bir ortamla ilk defa karşılaşıyordum.

Yer değişişliği yaşamayacağıma inanarak oraya uyum sağlamaya çalışıyordum. Sanki inadıma ablamla benim kaldığım binayı sürekli değiştiriyorlardı. Doğal olarak anlaşmazlıklar oluyordu.

Benim istediğim sadece belirli bir hayat kurmaktı. Ablam yurttan üniversiteye gideceği için ayrıldığı zaman hayat sanki daha bir çekilmez oldu orda. O arada okuduğum okulla ilgili bir sorun vardı. Beni başka okula yerleştirmeye çalışıyorlardı.

Son senemdi. Kazasız belasız o seneyi de başka okulda bitirdikten sonra yurtta kalmaya devam ettim. Yaşım dolmak üzere olduğu için oradan çıkarılacağımı söyleyip duruyorlardı bana.

Beşiktaş ta ki gençlik evine gidecektim. Eve gittiğimden beri üzerimde baskı vardı. Ya hata yaparsam,  buradan atılırsam türünden. Evin sahibiyle de pek iyi anlaştığımız söylenemezdi. Açıkçası ilginç karakterli bir insandı. Sürekli övülmeyi pohpohlanmayı seven türden birisiydi. Benim yaptığım tek hatada bu olsa gerek. Hiçbir zaman onu övmedim ve pohpohlamadım. Bence hak etmiyordu. Ben hastayken (gece boyunca ateşler içinde yanmaktan bahsediyorum. Basit bir şey değil) beni zorla işe göndermeye çalışıyordu. İstemediğim işlere beni sokuyordu.

Yaptığım her şey abartısız hataydı. Bariz olarak takmıştı kafayı bana. Evden çıkarken izin almamızı söyleyip duruyordu. Tabi izin alan hiç kimse yoktu. Ben Bahçeli evlere gitmiştim. Orada çok kötü hastalandım. Eve gidemedim doğal olarak. Ertesi gün eve gideceğim diye yola çıktım fakat yolda fenalaştım yakınlarda oturan arkadaşıma gittim. Bunlardan B… ablanın haberi yoktu. Ben eve gidince doğal olarak bana kızdı. Bende hiç bir şey söylemedim.

Haklıydı. Bir yere kadar. Kimse ona haber vermezken günlerce eve gelmezken bir tek bana hesap sorması haksızlık değil de neydi? Benimle daha fazla kalmak istemediğini söyledi ve bana dilekçemi yazıp evden çıkmamı istedi. Hiçbir şeyi düşünemeden yazdım dilekçeyi.

Geri dönüşüm ve gidecek yerim yoktu. Dilekçeyi imzalamama rağmen evden çıkmadım. Gidecek yerim yoktu. Abla hala benim evde olduğumu öğrenince evi aradı. Rica ettim kalacak yerim olmadığını söyledim. O ise bana anahtarımı kızlara vermemi ve evden çıkmamı söyledi.
Çıktım. Eski yurduma gittim. 2 gün orada kaldım. Şimdi ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok.

Kalacak herhangi bir yerimde yok. Hiç bir şeyimde yok. Durumum bu. Benimle ilgilendiğiniz için teşekkür ederim.

------------------------------------------- o O o -------------------------------------------

BİR AY SONRA,

MİNE' NİN KENDİ KALEMİNDEN

Mucizelere inanmazdım. Çocukken belki. Şu son bir ay öncesi inanılmaz derecede bıkmıştım hayattan. Hayallerim, umutlarım, tüm sevgim yitip gitmişti. Onları tekrar bulamayacağıma, kendimi öyle bir inandırmıştım ki…

Bir ay içinde burası beni, eski Mine yaptı.

Neşeli, devamlı gülen, mutlu Mine.

Çok özlemiştim onu. Benliğimi.

Sürekli inanmamı söylediniz bana. İnandım.
Hem size hem hayallerime.

Gerçek oldular. Artık daha çok hayal kuruyorum. Bunlar birer mucize! Gözüm asla yükseklerde değil. Sadece herkes için hayırlısı ise eğer, en iyisini istiyorum.
    
Aklıma,  sizlerle ilk tanıştığım gün, özellikle Uğur hanımla tanıştığım gün geliyor. İçeri girdiğim an beni çok farklı bir elektrik sardı.

Burada huzur vardı, güven vardı. İçimden Uğur Hanımın yanına oturmak geldi. Söyleyemedim. Nitekim o benim bakışlarımdan anladı. Yanına oturdum.

Ellerimi avuçlarının içine alarak, bana sorular sordu. Normalde konuşmayı çok severdim. Ama inanın bütün her şeyimi yitirmiştim. Sordukları sorulara yarım yamalak cevaplar verdim. O gün bana o kadar umut verecek şeyler söylediler ki...

Eski Mine olsaydı o zaman hemen neşelenir, şanslı olduğunu düşünürdü. Yeni Mine öyle değildi, inanmıyordu. İmkansız göründü her şey. Ta ki ben "İmkansız diye birşey yok" kavramını yaşayarak öğrenene kadar.

İlk önce bana iş bulundu. Çok sağ olsunlar. O iş için evrakları hazırlamaya başlayacakken aylar önce başvurduğum yerden beni aradılar. Bugün ise eski çıktığım iş yerinden arkadaşlarımın beni yönlendirdikleri yerden iş teklifi geldi. Bunlar tesadüf olamaz.

Umutlarım ışık hızıyla geri geldi. Eski Mine’yi de pek özlemişim. Canım :)

Hayat güzel, her şey güzel, hayal kurmak güzel. Her yer renklendi. Utanmasam “Oley” diye bağıracağım.

Bunların devamı gelecek buna inanıyorum. Benim kadar şanslı olamayanlar var. Tek dileğim onların da önüne benim önüme çıkan gibi bir şans çıkması.

Yitirdikleri hayallerini, ümitlerini geri kazanmalarını sağlasın. Hayırlısı ise. Güzel günler bitmez. Onları siz yaratırsınız...

Teşekkürler sevgili derneğim.

Mine


 YAŞAMDAN KESİTLER - TÜMÜ
10/11/2008 - Şimdi ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yok…
10/11/2008 - Diğerlerinden sadece biriydi ağlayan…


Ana Sayfa   |   Hakkımıızda   |   İletişim
Site İstatistiği
 BUGUN 166  
 TOPLAM 18682  
Tasarım ve Programlama SK WEB - İçerik GKSE'e aittir. Tüm Hakları Saklıdır © 2006